Tarkan Özçetin ile Kediler ve kediciler Üzerine Söyleştik

Veteriner olmaya ne zaman karar verdiniz? Bu mesleği seçmenizdeki sebep neydi?

Hem severek yapacaksın hem de hobin olacak ama para kazanacaksın, üstüne bir de hayat kurtaracaksın bundan daha büyük mutluluk olabilir mi? Akıllı bir insan başka daha ne ister? İşte bunu fark ettiğimde veteriner hekim olmaya karar verdim. Aslında bunu ne zaman fark ettiğimi tam hatırlamıyorum ama kendimi bildim bileli hayvanları çok severim. Hayvanları seven bir insanın da veteriner hekim olması her açıdan iyi bir şey. Tam tersi korkunç olmakla birlikte hiç de azımsanmayacak sayıdalar maalesef…

Ankara’daki Türkiye’nin ilk ve tek kedi hastanesi olan Cat Hospital’i açma fikri nasıl gelişti? Neden kedi hastanesi?

Bu benim hayallerimden birisiydi. Temelinde bendeki kedi sevgisi yatıyor. Aslında bunun sadece sevgi ile tarif edemem saygı da var. Dahası hayranlık… 25 yıldır klinisyen veteriner hekim olarak çalışıyorum. Kedi Hastanesini açmadan önce kedilerin bana gelirken ve giderken hep stres yüklü olmasını gözlemledim. Bunun tabii ki birçok nedeni var. Kimse hastaneye güle oynaya gitmez. Kediler de öyle. Ancak kedileri ve kedicileri artı strese sokan bir faktör daha var evcil hayvan kliniklerinde: Köpekler. Kediler doğada şehirde her yerde köpeklerden korkuyorlar. Köpekler de kedileri çok sevmiyorlar. İstisnaları var tabii ki ama bu gerçeği değiştirmiyor. Hasta bir kediniz var, hem siz hem de kediniz (zaten) köpekleri pek haz etmiyorsunuz ama hastaneye gitmek zorundasınız. Daha bekleme salonundan problemler başlıyor. Burada bir köpekle karşılaşıldığında bırakın rutin muayeneyi yapılan testlerdeki kan değerleri bile etkileniyor. Hastanede yatış gerekiyorsa durum daha da vahim. Hasta bir kedinin kafeste bile olsa aynı odada başka bir köpek veya köpeklerle kalması ve sonrasında kısa sürede iyileşmesini beklemek fazla iyimserlik olur. Fiziken belki iyileşir ama ruh sağlığı bozulacağı kesin. Temel neden bu. Ayrıca Cat Hospital sadece kediler bakan bir ihtisas hastanesi. Bizim (ben ve 7 doktor arkadaşım 6 yardımcı personelim) tüm bilgi birikimimiz ve uzmanlığımız kediler üzerine. Kullandığımız tüm ilaç ve donanım kediler için. Hastanemizde kedi refahı her şeyin üstünde. Bu durum yanlış anlaşılmasın biz kediden başka hayvanlara da bakıyoruz ve onları da çok seviyoruz. Hatta çok nadir de olsa insanlara da acil müdahale etmişliğimiz vardır ?. Hastanemize gelen köpek, kuş, tavşanlara da girişi tamamen farklı olan bölümümüzde hizmet veriyoruz. Ancak hastalarımızın %95 kedidir kedi… ?

 

Cat Hospital’in diğer hayvan hastanelerinden farkı nedir? Ankara dışındaki diğer başka şehirlerde şubeler açmayı düşünüyor musunuz?

Hastanemizin farkı sadece kediler için olması. Bir diğer ayrıcalığımız ise çalışan tüm personelin Kedici olması. Bırakın sevmeyi kedilere tutku ile bağlı olmayanların hastanemizde yeri yok. Bazen personel bulmakta zorlansak ta bizim kırmızı çizgimiz budur.

Evet başka şehirlerde de Cat Hospital açmayı düşünüyoruz. Hayallerimden birisi de bu. Özellikle İstanbul, İzmir, Antalya’dan çok talep var. Aslında Türkiye’nin her yerinden isteniyoruz. Ancak şimdilik biz değil kediciler bize geliyorlar. Ankara’nın merkezi olması bir avantaj. Her ay onlarca kedi Ankara dışından hastanemize şifa bulmaya geliyor. Tekrar sorunuza dönecek olursak başta İstanbul gelecek planlarımızda Türkiye’nin birçok yerinde şubeler olacak. Hastanemize özel franchising sistemi geliştirmeye çalışıyoruz. Tabii ki olası iş ortaklarımızın Kedici olmaları en birinci şartımız olacaktır.

Ülkemizin kedi zengini bir ülke olduğunu düşünüyorum. Dünya’daki kedi federasyonları tarafından Van kedisi ve Ankara kedisi oldukça seviliyor, yakından takip ediliyor ve dünya üzerinde birçok ülkede yetiştiricileri var. Fakat kedilerimizin başka isimlerle federasyonlara başvurduğunu ve hatta Ankara kedisinin Kıbrıs’ın Rum tarafının Afrodit adıyla başvurduğunu ve WCF tarafından kabul gördüğünü hatırlıyorum. Ülke olarak bu konuda da eksiğimiz olduğunu düşünüyorum. Ankara Kedisi Derneği’nin kurucu başkanı olarak sizce ülke olarak eksiğimiz nedir? Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet ülkece en büyük eksiğimiz hazinelerimize değer kıymet vermemek. Hazine derken maddi şeylerden bahsetmiyorum. Yenilip içilmeyen, yatılıp kalkılmayan, hava atılmayan hazineler. Doğal hazineler. İşte Ankara Kedisi de bunlardan birisi. Nasıl ülkemizin doğası maddi menfaatler uğruna heba edildi ise Ankara Kedisi de ilgisizlik yüzünden heba edildi. Dünyanın hayran olduğu marka değerinde bir değil iki kedimiz var ve biz onlar için hiçbir şey yapmıyoruz. Van Kedisi belki biraz daha şanslı. Van’da bir enstitüsü var. Bilmiyorum belki imkânsızlık belki başka nedenlerden Van Kedisi Enstitüsü istenilen düzeye ulaşamadı. Sonuçta başta Ankara Kedisi ilgisizlikten elimizin altından göz göre göre kayıp gidiyor. Bu durum devletimizin ve bizi yönetenlerin umurunda değil. Yakın bir zamanda Ankara Kedisinin soyu tükenecek. Bu çok açık. Ben de sadece ben demiştim demek istemiyorum. Biliyorum bu felaket gerçekleşirse en büyük sorumlusu da ben olacağım. Niye ben? Her şeyi devletten beklediğim için. Bırakın her şeyi küçücük bir destek bile olmadı. İnsanların desteği o da maalesef kocaman bir sıfır. Kurumlar tam bir hayal kırıklığı. Yazdığım projeler dönüp tekrar bana geldi. Ülkede her şey maddiyat olmuş ve birileri bir işten menfaat sağlamıyorlarsa onun hiçbir kıymeti yok. Neyse bu durumda yapılacak en son şey şikâyet etmek ve zaman nerdeyse bitti. Ankara Kedisi Derneği yukarıda anlattığım nedenlerle kapandı. KedVet olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz ve Ankara Kedisini mutlaka kurtaracağız.

Gelelim Kedici Dergisi’ne. Türkiye’nin ilk Kedi ve Kültür dergisi olan Kedici Dergisi’nin kurulma süreci, ekip ve organizasyon şeklinden bahseder misiniz? Kimler yazabiliyor? Dergi içeriğinde hangi konulara yer veriyorsunuz?

Dergi fikri hastane kuruluşu ile birlikte aklımıza geldi. Başlangıçta hastanenin bir bülteni gibi düşünüyorduk. Ancak derginin ismi Kedici olunca bunu sadece bir bülten boyutunda tutmak mümkün olmadı. Bir süre sonra Kedici Dergisi kedilere tutku ile bağlı olan Kedicilerin sesi soluğu olmaya başladı. İlk sayısı 16 sayfa çıkan Kedici bugün 90 sayfalık tüm Türkiye’de ulaşılabilen dolu dolu bir dergi oldu. Dergimizde eli kalem tutan, mürekkep yalamış isteyen tüm kediciler yazabiliyor. İçinde Kedi geçen tüm konulara dergimizde yer veriyoruz.

 

Derginizin internet sitesi tekrar faaliyete geçecek mi? Dergiyi hangi satış noktalarından alabiliyoruz?

Sitemiz bu yıl içinde tekrar faaliyete geçecek. Gerekli alt yapı kuruldu. Çalışmalar başladı. Şimdiye kadar yayınladığımız her şeyi siteye koymayı planlıyoruz. Adresimiz belli www.kedici.com.tr

Dergimizin yeni sayısı ekim ayında çıkacak. 3 ayda bir planlıyoruz. Dergi başta D&R mağazaları tüm seçkin kitapçılarda olacak.

 

Okuyucuların, derginizin geçmiş sayılarına ulaşma imkânı var mı? Derginin içinde yer alan eskiden yayınlanmış yazılara web üzerinden çevrimiçi ulaşma imkânı yaratmayı düşünür müsünüz?

Eski sayıları web üzerinden alınabilmesini sağlayacak bir çalışmamız da olacak. Site ile birlikte onun da faal olmasını planlıyoruz.

 

Aynı isimle bir de belgesel var. Kedici isimli belgeselin tüm bölümlerini Digiturk üzerinden izleme fırsatı buldum. Çok doğaldı, seyrederken de oldukça keyif aldım. Bu güzel fikir kimden çıktı? Bölümlerin devamı gelecek mi?

Fikir naçizane benden çıktı ?. Bir gün her zamanki gibi belgesel seyrederken aklıma geldi. Neden biz de yapmayalım diye sordum kendime. Onların çektiklerinin fazlası bizde vardı. İzTv gibi sahipleri harika ve Kedici insanlardan oluşan bir kanalımız da vardı. Çekim ve yapım ekibi de Kedici olunca her işimiz rast gitti.  En zor kısmı sponsor bulmaktı. 10. Bölüm yakında yayınlanacak. Yeni sezon da 6 bölüm için daha anlaşma yaptık. Hazırlarken ben çok zevk alıyorum. İnsanlar seyrederken hem keyif alsınlar hem de bilgilensin istiyorum. Umarım çok daha uzun yıllar devam ettiririz…

 

Biraz da Gönüllü Kediciler ve Kedici Veteriner Hekimler Derneği’ndeki (KEDVET) çalışmalarınızdan bahsedelim. Dernek olarak ne tür faaliyetler gerçekleştiriyorsunuz? Derneğinize üye olmak için belli şartlar var mı? Üye olmak isteyenler derneğinize nasıl ulaşabilirler?

Derneğimizin hitap ettiği iki kesim olacak birisi hayvan sever gönüllüler diğeri veteriner hekimler. Her ikisinin ortak özellikleri Kedici olmaları. Bizim birinci misyonumuz zaman zaman anlaşamayan bu insanları aynı çatı altında ortak hedefler için birleştirmek. Sonrasında derneğimiz başta ülkemiz Dünya’daki tüm kedilerin refahını geliştirmek için çalışmayı planlıyor. Derneğe üye olmanın en birinci şartı Kedici olmak. Dernek için de çok yakında tamamlanacak web sayfası çalışmalarına başladık. Yaptıklarımız, yapacaklarımız hakkında bilgi almak, üye olmak, iletişim kurmak ve katkıda bulunmak için tüm kedicileri www.kedvet.org adresine bekleriz.

 

Kedilerin ve diğer evcil hayvanların çocuk gelişimine önemli katkılar sağladığı söyleniyor. Sizce hayvanlarla beraber yaşamak insan gelişimine ne gibi katkılar sağlıyor?

Günümüzde gelişmiş toplumlarda hayvanların çocukların hem bedensel hem de ruhsal sağlıklarını ne denli olumlu etkilediği tartışılmaz bir gerçek. Her gün bunu desteklen yeni bir çalışma yayınlanıyor. Biz de ise durum maalesef aynı seviyede değil. Gelişmiş toplumlar birçok konuda olduğu gibi bunda da doğruyu öğrenene kadar bir bedel ödüyorlar ve sonrasında bu hatalardan ders alıyorlar. Rasyonel olursak bizim aynı bedeli ödememize gerek yok. Tamam gelişmiş batılı ülkeler bizim aynı hataları yapmamamız için çok hevesli olmamalarını anlıyorum. Belki aynı bedeli bizim de ödememizi istiyorlar. Olabilir. Ancak bu durum bizim aklımızı kullanmamıza engel değil. Bu her konuda böyle. Konuyu dağıttık ama sonuçta sağlıklı nesiller için hayvanları sevin, bakın, besleyin. Özellikle çocukların hem ruhsal hem de bedensel sağlıkları için hayatlarının ilk 3 yılını evde bir hayvan ile birlikte geçirmesi çok çok önemli.

ABD’de sadece evlerde bakılan 100 milyona yakın ev kedisi var, neden acaba? Orada tüyler kist yapmıyor mu? Bu satırları okuyan, gelecekte dünyaya çocuk getirmeyi, bakmayı planlayanlara tavsiyem onları bir kedi veya köpek ile büyütmeleri olacaktır. Tabii ki tüm sağlık kontrolleri ve aşıları yapılmış olmak kaydı ile…

 

Purr Therapy adında Kathy McCoy’un yazdığı, oldukça merak ettiğim, henüz Türkçe ’ye çevrilmemiş olan bir kitap var. Umarım yakın zamanda bizim dilimize de çevrilir, rahatça okuyabiliriz. Biz bunun adına belki Mırr Terapi diyebiliriz. Kediler mırıldama sesini hangi durumlarda çıkarıyorlar? Bu sesi duyduğumuzda “kedim şuan mutlu” diyebilir miyiz? Bu sesin insan sağlığına bir etkisi var mı?

Kediler iki durumda mırıldarlar. Birincisi mutlu olduklarında diğeri kendini ve sevdiğini iyileştirmek istediğinde. Şifa niyetine olan mırlamanın bildiğimiz bilmediğimiz birçok faydası var.

Detaylı bilgi için 2013 de yazdığım Sağlınız için kedi sevin, iyi gelir başlıklı makalemi okumanızı tavsiye ederim.

https://www.facebook.com/kedicidergisi/posts/10151511775957121

 

Bu faydanın farkına varılmış olmalı ki, ülkemizde henüz yok diye biliyorum ama dünyanın birçok ülkesinde ve özellikle Japonya’da Kedi Cafe’ler açıldı. Bu mekânlarda kedileri rahatsız etmemek ve uyandırmamak şartıyla kedilerle doyasıya zaman geçirmek mümkün oluyor. Evinde kedilerle yaşamasına müsaade edilmeyen kişiler belki de içlerindeki kedi sevgisini böylelikle bir nebze giderebilirler. Tabi bunun için bizim sokaklarımız da oldukça zengin, ilgiye muhtaç çok can var. Yeter ki kedilerle zaman geçirmek isteyelim buna imkân çok. Sözü şuraya getireceğim, toplumumuzda hayvanlara karşı ve özellikle kedilere karşı yerleşmiş birçok önyargı söz konusu. Benim de evimde 3 kedim var, muhabbet kuşlarım, kanaryalarım, 2 çocuğumla beraber yaşıyoruz ve kedilerimle yaşamaya başladığımdan beri ailem ve çevremden birçok olumsuz tepkiler alıyorum. “Bahçeli evim olsaydı…” ile başlayan cümleler bir yana “insanı hasta ediyormuş, kıllarından kist olanlar var” gibi önyargılardan bu toplum nasıl arınır? Sizce kediciler olarak bu sorunu çözmek için neler yapmalıyız?

Daha önce anlattığımız gibi tüm sorunlarda olduğu gibi bunu da aklımızı kullanarak aşabiliriz. Burada bizlere de büyük iş düşüyor. Elimizden geldiğince toplumu bilinçlendirmek boynumuzun borcu. Ben kendi adıma önüme çıkan her fırsatta bunu yapmaya çalışıyorum. Yeterli mi? Tabii ki değil ama bir yerden mutlaka başlanmalı.

 

Kedinin ev içerisinde huzurla yaşaması için en basitçe neler yapmamız gerekir? Kesinlikle “bunu yapmayın” dediğiniz şeyler var mı?

Sinirlendirmeyin, kızdırmayın, inatlaşmayın. Hayata bazen kedinizin gözünden bakmayı deneyin. Sağlık kontrolleri ve aşılarını aksatmayın. Mama ve kumda ucuza kaçmayın. Kediniz ne kadar mutlu olursa size, ailenize ve evinize vereceği pozitif enerji o kadar çok olur.

 

Ülkemizde kurulmuş ve kediler için faydalı olacak çalışmalar yürüten dernekleri ayrı tutarak, bazı kedi derneklerinin; dernek üyeliği, kedi yetiştirmeye yönelik verdikleri sertifikalar, breeder, cattery, kedi kaydı, batın kaydı ve şecere işlemlerinde oldukça yüksek miktarlarda para taleplerinde bulunduklarına şahit oldum. Hatta düzenledikleri yarışmalara katılmak için bile neredeyse bir servet ödemek gerekiyor. Farklı ırklarda kediler yetiştirmek güzel fakat bu kediler ve kedileri yetiştirmek isteyenler üzerinden dernek adı altında bu denli paralar kazanılması beni oldukça rahatsız etti. Bu konuda fikirleriniz nelerdir?

Bu konu ve bu dernekler hakkında hiçbir fikrim yok. Çok da ilgilenmediğim bir alan.

 

Son olarak Umut’u sormak istiyorum size. 2014 yılında Osmaniye’de iki ön bacağı kesilmiş ve şiddet görmüş olan ve Kedi Hastanesi’nde adı Umut koyulan kedinin birçok operasyon geçirdikten sonra artık sağlığının iyi olduğu haberlere yansımıştı. Şuan Umut sizinle mi? Neler yaşadı ve şuan nasıl?

Evet Umut halen bizimle. Atlattığı onca badireden sonra ilk adımlarını attığı gün için doğum günü olsun demiştim. Geçenlerde 3.doğum gününü kutladık. Bizimle çok sağlıklı ve mutlu.

 

Ülkemize kattığınız değer için ve bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim İlker Bey,

Son zamanlarda en keyifle cevapladığım sorular ve bu güzel röportaj için.

Kedici sevgi ve saygılarımla…